Cumartesi, Kasım 21

yalnız bir opera'dan...

şimdi biz neyiz biliyor musun?
akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
birbirine uzanamayan
boşlukta iki yalnız yıldız gibi
acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz.
bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız...

ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim
sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
bizden diyorum, ikimizden
ne kalacak?

bir sahne...

dedi ki, birlikte ölelim mi?
gülümsedim , başkasına sözüm var dedim.
üzüldüm doğrusu, dedi
neden, ölürken yanımdakini neşelendireceğimi mi sanıyorsun dedim
hayır, sadece deli biri ölürken yanımda istediğim tek şey dedi.
neden korkuyor musun ölümden dedim.
hayır, ölümün verdiği heyecan senin yarattığının yanında küçük bir şey dedi.
benim yaşattığım yıkım da büyüktür ama dikkatli olmak lazım gelir dedim.
yaşatacağın diğer şahanelikler yanında yıkımın lafı olmaz dedi.

Pazartesi, Kasım 9

Sözler*

sorgulamadan dinlemeyi,
duyduklarıma inanmayı öğrendim.
inanıyor görünmeyi,
sözlere güvenmemeyi...

Çarşamba, Eylül 16

En Yeni Eski Sevgili'ye

önce şarkılardan başla, ardından fotoğraflara geçersin. ya da belki geçmemelisin, kalsın onlar boşver. yok yok sil gitsin, bakıp ne yapacaksın, ölenle ölmek mi istediğin. şarkıları sil evet evet o saçmalıkların hepsi gitmeli, e peki video ne olacak, onu sen yaptın bırak kalsın, hayır hayır ama onun fotoğrafları da var... sil gitsin onu da. aferin işte böyle...

fotoğraflar. evet şunu sil, zaten sen de kötü çıkmışsın. şuna bak cıxx cıxx nasıl da mahvetmiş makyajımı, eheh ne kadar güzeldi onla cadde. yok ya cadde onsuz da güzel, hava da güzeldi ben de, o olmasa da güzelmiş yani... laci gömleği, offf... hayır hayır ağlama sakın sil gitsin... şişko çirkin budalanın teki. sevme onu sevme, bakma bile sil. neden toplu halde silmiosun.

sevgilimin yatı... eheheh ne komikmişiz. hep onu dinlediğim için komiktik zaten. keyifliydi ama di mi. çocuklar gibi şen... neyse düşünme geçti... ayın kaçıydı acaba bugün, aa boşver şuna bak şuna 4. ayımız ve o benim hediyem... ahh, hala kullanmaya kıyamadığın şey şimdi canını acıtmaya başladı ne güzel.

şunu da sil, ne kadar da tatlı bakmış, tatlı fln değil, sen öyle gördün hep.

elleri... aslan kral elleri :) ehehe aslan kral öldü kuzum geçmiş olsun, sil.... sil sakın tutma.. hani aşkı bu adamın, hani sevgisi, delice atan kalbi, korkup bakamayan gözleri, delice saran kolları hani... yok öyle bir veri ulaşılamıyor... sen düşünmesene arkadaşım, sil. sadece sil.


Pazartesi, Haziran 8

ve ßen doğdumm...


        Hayata bakış açımı değiştiren bir yeni yaş kutladım. İyi ki doğdum dedirten çok şey oldu, neden dedirten üzen, hırpalayan şeyler de oldu. Benim için en özel şey şuydu ki, sevdiğim tanımlarla dolu kutlamalar.... Mesela bir şekilde koptuğum, kopmak zorunda olduğum birinin küt diye ansızın sevilesi güzel insan iyi ki varsın demesiydi... Unutulmamanın verdiği dayanılmaz kalp çarpıntısıydı...

       Yeni yaşımla çok şey değişti. Kıskanç kimliğimle boğduğum bir sevgili olmaktn kurtuldu sevgilim. Eski, yeni, bugün, yarın hayatındaki herkesi ona verdim. Al hatıraların senin, ver hatıralarım benim, işte onlara yaptıkların, işte istemediklerim de şunlar, tamam anlaşıldı denildi el sıkışıldı anlaşmalar imzalandı...        Gitmek için çıktığım yolların bir çoğunun sonunu göremeden döndüm. Bir çoğu için ciddi kararlar aldım, sona yaklaşmadan sonu buldum...

       Aşk tariflerini bir başkası için yaparken neler söyler insan, anladım. Bilemedim nasıl saklanır geçmişin yaraları. Bilemedim nasıl sarılır. Nasıl daha çok sevilir, daha çok sakınılır.? Sadece sustum şimdilik. Yeni bir darbeyi beklerken, pek de gönüllü girmediğim savaşların tazminatlarını ödemeye koyuldum. Şu kadar ay vade yapalım ağır gelir bu yük dedim, yok olmaz dediler, ne varsa söküp aldılar, tükendim, bezdim, bunaldım, usandım.... Uslandım.

Cumartesi, Mayıs 23

Yeniden Sevilecek Kimse Yok.

İnsan bazen diğerlerinden çok kendinden korkuyor. Kendi gücünden, kendi düşüncelerinden, kendi yapacaklarından... Hayallerinden ve tasarılarından mesela. İnsan her ne kadar vazgeçmekten korksa da vazgeçemeyeceği şey olmuyor. Vazgeçmek noktasına ulaştığında, tüm gemiler kendinden yanıp kül oluyor çoğunlukla. Hayallerine başka adamları, başka kadınları misafir etme becerisine ulaşıyor. Onsuz yapamam fikrinden sıyrılıp onsuz düşlere sığınıyor... Derinlik de yetmiyor bazen, onun da derinini istiyor insan. Derinin en derininde olmayı istiyor... Dipsiz bi suyu taşımak istiyor gözlerine, ve dipsiz bi kalpte hüküm sürmek istiyor. Sonsuz sevgiler istiyor. Ve bazen de fazla geliyor, beni daha az sev, talebine kadar gidiyor.

Ne tam olarak seninle olmak istiyor, ne tam olarak sensiz olmayı seçebiliyor. Ne tam olarak gidiyor, ne de kalıyor. Eski aşkların muhasebesi giriyor gece saat 3ü vururken. Onu benden daha mı çok sevdi diye soruyor, ilgiyi, sevgiyi, karşılaştırılabilecek ne varsa karşılaştırıyor. Sonuç kimi zaman mutlu ediyor, ama çoğunlukla hüsran verici oluyor. İçinizden bir ses, ama siz olmayan bir ses, o olmayan bir ses, ve hatta ses olmayan bir ses fısıldıyor, onu çok daha fazla sevmişti diye...

Eskiler ölmüştür bilirsiniz, yeniden dönülecek yeniden sevilecek bir eski yoktur. Ama yine de kalp rahat durmaz. Neden diye sorar bu kez daha mecalsiz... Neden? Bir neden yoktur çoğunlukla nedeni kavranmaz dünyada hiçbir şeyin, nedenler açıklanmak için değildir yaşanmak içindir, yaşar geçersiniz, durup düşünürseniz sürmez, oyun bozulur, ilerlemez. Bir başkasıyla 10 saniyeyi birlikte saymak için canını veren, sizi 1 saniye daha çok istemiyordur. Bir nedeni var mıdır, varsa da sorulmalı mıdır? Hayır. Eyvallah denilip, payına düşen hüznü yaşayıp, belki birkaç gece düşünüp ağlayıp devam edilir. İçinizde biraz daha silinir onun resmi, kalbiniz biraz daha az sarılır sevgisine. Anlarsınız ki 1 saniye daha çok tahammül edecek kimsenizi bırakmamıştır geride...

Çarşamba, Nisan 22

inside man filminden



*yakışıklı ve genç bir ceset olmaktansa, mutlu ve bunak bir moruk olmayı tercih ederim.

*para ilişkide son düşünülecek objedir, ama bir elmas her zaman ilişkide belirleyiciyi oynar.

*bana beni düşündüğünü değil, benimle olduğunu hissettir.

*suçlu: şu görkemli binaları görüyor musun?
ajan: evet
suçlu: işte onların hepsi bana ait, tümünü alın terimle kazandım.
ajan: pis işler yaparken de terleriz.

*kadın sevgilisine: beni neden yanında istemiyorsun?
ajan: aşkın beni suçlulara karşı bile merhametli hale getireceği için.

Cumartesi, Nisan 4

Umut ve Sensiz Olmaz


Ilık, güzel bir cumartesi. yine temposu hiç düşmeyen bir sabah yaşadım. yeryüzündeki tüm erkeklere acıdım şöyle bir bakınca halime, öyle ki babam daima evden çıkarken evin iki bayanından biri mutlaka gecikir o arabada saatlerce bekler tüm mahalle korna sesleriyle inler sonra belki biraz söverdi. bu sabah görüyordum ki sevgilim de benzer bir bekleme krizine giriyor. onum nerde, bunum nerde , şunu nereye koydum ws....

Kavuşmak güzeldi. ona bir kez daha kavuşmak... belki son kez kavuşmak. bir kez daha istanbulu onla arşınlamak, birlikte çikolata yemek, karşılıklı hüzünlenmek, birlikte ıslanmak... 




Bugün buruk bir filmin buruk sonu için dökülen gözyaşlarımın onun tam göğsüne düşmesi, ıslatışı... sadece bir film olduğunu bilsem de, benzer şeyler yaşamaktan ürkmem. ve onun benim için esas adam kadar ürkmeden, tereddüt etmeden canını bile verebileceğini bilmenin huzuru...

Yukardan birileri bir kaç teşekkür bekliyor biliyorum. bunu fazlaca hak ediyor. teşekkür ederim. bana bu güzel birkaç günü yaşattığın için. ilk dansımızı ettiğimiz için, ilk filmimizi izlediğimiz için, başının ilk kez dizlerime düşmesini izleyebildiğim için, sonsuz bir güvenle sarıldığım için, bir kez daha ıslandığımız için, bir kez daha kavga ettiğimiz için, bir kez daha bundan tat aldığımız için, bir kez daha bana sımsıkı sarıldığı için, bir kez daha bitmeyecek hissine eriştiğim için... çok teşekkür ederim.

ve evet, seni beklemeye değermiş...

Çarşamba, Mart 25

Ona İlk Ders...

ilk dersimiz şuydu, bir rüyadaymış gibi yaşa...! Tanrı bir peri masalı diye verdiyse bu ömrü sana, yok istemem hesabı kes üstü kalsın triplerine girip uzaklaşma, cennet diye bir şey varsa sadece bu yaşanılan dünyada, yaşanılan anda, onla var...

Pazar, Mart 15

İTİRAFNAME...

Birdenbire vuran hüzünlere alışığım. Buz gibi havada oturup ıslak bir bankta denizin en mavisini aramaya, en uzağa bakmaya alışığım hep. Aşklara da alışığım, sevmelere de , sevilmelere de, terketmelere de... Oyunlara da alışığım. Kabul etmelere de... Çekip giderken izlemeye de... Sana alışamıyorum. Sürprizlerin, sözlerin, yaşadığımız ufak ayrıntılar... Hiçbiri daha önceki hiçbir tecrübemin yardımını kabul etmiyor ve ben hep çaylak kalıyorum bu ilişkide. Seni bile tecrübe etmeden her gün yeniden yaşıyorm. Garip.! Fazla melankolik bir hatunum.. Kabul.!

Pazar, Mart 8

İLKBAHARA HOŞGELDİN MEKTUBU

Güneş pırıl pırıl parlarken birden etraf karardı, hemen tüm kalın perdelerimi tüllerimi açtım, yağmur bardaktn boşanırcasına yağmaya başladı. Adeta büyüledi beni, babaannemin erik ağaçları gelinler gibi süslenmeye başlamıştı geçen hafta, şimdi bahçesine bakınca gördüğüm manzara beni gerçekten büyülüyor: beyaz çiçeklere gebe ağaçlar, sabırsız bir kaç tomurcuk, bulutlu bir gökyüzü, bardaktan boşanırcasına yağmur, hemen sağ tarafta yeşilin üzerine çökmüş bir is, ve sonrasında da o enfes deniz mavisi... Yaşamak güzeldir dedirten bir sahne. Az biraz da yalnızlık var ya daha bir melankolik ve aşık göründü gözüme...

Pazar, Mart 1

HESABI ALABİLİR MİYİM..?

Bir listesini yapmaya karar verdim hayatımın. Gecikmiş olmak korkusuyla.

1- Hayat yaşanmaya değerdir.
2- Delilik bazen gereklidir, delirmek gerekir.
3- Yaptığım çok az şeyden pişmanlık duydum, bunlardan biri de son zamanlarda en çok sevdiğim insanı en çok sevdiğim insan yapmamdı...
4- Olmayacak dualara da amin denilebilirdi, olmayacak bir şey yoktu...
5- Hayatı birlikte tüketecek birini bulamadım, ama artık aramak da istediğim söylenemez. Tüketecek değil hayatı çoğaltacak biri lazımmış bana, sağolun yanına ne tavsiye edersiniz?
6- Ailemi seviyorum. Bazen kızsam da. Bu kadar melankolik başka kimse yok bu ailede. Annemin güzel tüm özellikleri kızına işlerken biraz derinden olmuş sanırım, ve babamın güven dolu bakışlarını alırken yine ayarı kaçırmış olmalıyım..
7- Olmasa da olur dediğim çok şey var. Özellikle de olmazsa olmazım diye düşünen ya da düşündürdüğüm insanlar...
8- Olduramamak fiili en sevdiğim fiildir. ability olarak yoksunum demenin kısa ve öz hali.
9- Vazgeçilmezlerim; ailem (ki bunun ne demek olduğunu kimse tahmin bile edemez), ekmek, su, kitaplarım, filmlerim, yüzünü görmeden edemeyeceğim beş kişi. İsimlerine gerek yok. Zaten kendilerinin bile haberi yok.
10- Aşk diye bir duyguya hiç inanmadım. Aşkım dediğim insanlar sevgimi en az hakedenlerdi hep.
11- Geyik anlamında en sardığım insan Eraydır. Her ne kadar Ali benim favori saçmalama profesörüm olsa da Erayın geyikleri sağlamdır. Mecidiyeköyden Selanike oradan da pontus ruma götürdüğümüz muhabbet hala aklımdadır.
12- Kültürel anlamda en yoğun muhabbetler İsmaille geçmiştir. İyiki vardır düşünsel anlamda çok şey katmıştır.
13- Öldükten sonra özleyeceğim yegane manzara yine bu evin değişmeyen halleri, o eve götüren aşk dolu yollarım, kuş bakışı boğaz manzarası olacak. öldükten sonra özlenilir mi bilmesem de.
14- Canım demekten korkmadan canılaştıran herkese, özellikle yokluğumda var eden en güzel insan Burak'a sonsuz teşekkürlerimi borç bilirim. Diğer korkusuz gökyüzü savaşçılarım: Elifim, Sevalim, Umutum, Oğuzum, Ersunum... İyi ki varoldunuz.
15- Yaşamımın en güzel yılı tabi ki 2007dir. İyi ki yaşamışım:)
16- Şu çok abarttığınız içkiden tatmadan ölürsem mezarımı onla sulayın:D
17- Ne yapacağımı bilmediğim zamanlar çok oldu, ama her zaman ne yapmayacağımı biliyordum.
18- Çikolatalı pastaya tapıyorum. Hiç değişmicek. Benim için nefret ettiği halde buna dayanan biricik biricik güzelliğe, canıma, bitaneme de teşekkür etmeden olmaz...
19- Katlanılmaz biriyim. İşin kötüsü bunu hep biliyordum. Sabrınıza, sadakatinize, sevginize hayranım. Ben olsam ben'e dayanamazdım;)
20- Varlığımın rahatsızlık verdiği, yokluğumda çok daha mutlu çok daha huzur içinde olacağını düşündüğüm tek bir insan vardır. İstisna olmayı severdi. o sebeple yani;):)