Cumartesi, Mayıs 23

Yeniden Sevilecek Kimse Yok.

İnsan bazen diğerlerinden çok kendinden korkuyor. Kendi gücünden, kendi düşüncelerinden, kendi yapacaklarından... Hayallerinden ve tasarılarından mesela. İnsan her ne kadar vazgeçmekten korksa da vazgeçemeyeceği şey olmuyor. Vazgeçmek noktasına ulaştığında, tüm gemiler kendinden yanıp kül oluyor çoğunlukla. Hayallerine başka adamları, başka kadınları misafir etme becerisine ulaşıyor. Onsuz yapamam fikrinden sıyrılıp onsuz düşlere sığınıyor... Derinlik de yetmiyor bazen, onun da derinini istiyor insan. Derinin en derininde olmayı istiyor... Dipsiz bi suyu taşımak istiyor gözlerine, ve dipsiz bi kalpte hüküm sürmek istiyor. Sonsuz sevgiler istiyor. Ve bazen de fazla geliyor, beni daha az sev, talebine kadar gidiyor.

Ne tam olarak seninle olmak istiyor, ne tam olarak sensiz olmayı seçebiliyor. Ne tam olarak gidiyor, ne de kalıyor. Eski aşkların muhasebesi giriyor gece saat 3ü vururken. Onu benden daha mı çok sevdi diye soruyor, ilgiyi, sevgiyi, karşılaştırılabilecek ne varsa karşılaştırıyor. Sonuç kimi zaman mutlu ediyor, ama çoğunlukla hüsran verici oluyor. İçinizden bir ses, ama siz olmayan bir ses, o olmayan bir ses, ve hatta ses olmayan bir ses fısıldıyor, onu çok daha fazla sevmişti diye...

Eskiler ölmüştür bilirsiniz, yeniden dönülecek yeniden sevilecek bir eski yoktur. Ama yine de kalp rahat durmaz. Neden diye sorar bu kez daha mecalsiz... Neden? Bir neden yoktur çoğunlukla nedeni kavranmaz dünyada hiçbir şeyin, nedenler açıklanmak için değildir yaşanmak içindir, yaşar geçersiniz, durup düşünürseniz sürmez, oyun bozulur, ilerlemez. Bir başkasıyla 10 saniyeyi birlikte saymak için canını veren, sizi 1 saniye daha çok istemiyordur. Bir nedeni var mıdır, varsa da sorulmalı mıdır? Hayır. Eyvallah denilip, payına düşen hüznü yaşayıp, belki birkaç gece düşünüp ağlayıp devam edilir. İçinizde biraz daha silinir onun resmi, kalbiniz biraz daha az sarılır sevgisine. Anlarsınız ki 1 saniye daha çok tahammül edecek kimsenizi bırakmamıştır geride...